Aquaporin Teknolojisi

Sağlıklı yaşamın sırları içtiğimiz suyun moleküllerinde gizli! 

Sağlıkta devrim niteliğindeki AQUPORIN SU KANALLARI ve su moleküllerinin bu kanallardan geçişinin keşfi, Dünya bilim otoritelerince NOBEL ÖDÜLÜNE layık görülmüştür.

İçtiğimiz suyun moleküler yapısı hücrelerimizin o sudan sağlayacağı BİYOYARARLANIMI belirliyor.

Her hücremizin yüzde doksanının su moleküllerinden oluştuğu dikkate alındığında, sudan sağladığımız biyoyararlanımın moleküler bazda maksimize edilmesi yönünde geliştirilen teknolojiler sonucu belkide yakın gelecekte hücrelerin erken yaşlanması da dahil bir çok hastalıklar belkide hiç yaşanmayacaktır.

Aquaporin buluşundaki önemli prensip nedir? 

 Su molekülleri hücrelere kümelenmiş halde giremez, sadece tek molekül halinde girebilir. Kümelenmiş su molekülü hücreye giremeyeceğinden, o kümelenmiş sudan sağlayacağımı biyo yararlanım yetersiz olacaktır.

En bilindik örnek; Açık denizde mahsur kalan bir kişi deniz suyunu içse de organları susuzluğa bağlı olarak çalışamz hale gelecektir. Bunun sebebi tuzlu deniz suyu tuz sebebiyle moleküler yapısı değişmiştir.

Bilim insanı Dr Warburg kanser hücrelerinin yüksek seviyede oksijen varlığında yaşayamadığını keşfetti. Bu örnekte de su molekülleri kümelenmiş ise hücrelere giriş yapamıyor ise oksijende hücreye giriş yapamıyor demektir.

Su molekülleri neden kümelenerek hücrelere giremez hale gelir?

Doğal akış halinde olmayan, bekleyen, durağan sular,
– Klorlanmış şebeke suları, su molekülleri klorla kimyasal bileşikler oluşturduğundan,
-Şebeke borularında yüksek basıncına maruz kalan sular,
– Çay, kahve, kola içeceklerdeki su molekülleri,
– Deniz suyu gibi tuzlu sular, su molekülleri deniz tuzları ile bileşikler oluşturduğundan kümelenir. İşte deniz suyu kümelenmiş su olduğundan hücrelere giremez, denizin ortasında mahsur kalan insanın denizden su içse dahi susuzluğa bağlı organ yetmezliklerinden ölmesi gibi
-Topraktan çözünerek yeraltı sularına geçen cansız inorganik tuzlar/mineraller sebebiyle su molekülleri kümelenir.

Sudan maximum düzeyde BİYOYARARLANIM sağlama;

Yıllar süren moleküler araştırmalar sonucu geliştirilen AQUAPORIN INSIDE Membran ve AQUAPORIN Molecular Maximizer Teknolojileri patentli ve dünyada benzersiz en son teknolojilerdir. Dünyada ilk defa bu iki teknoloji Zermätt evsel artıma cihazları proseslerinde bir arada kullanılmaya başlanmıştır.

Her hücremizin yüzde doksanı sudur. Vücudumuzdaki her 100 molekülden 99’u da su molekülüdür.

AQUAPORIN Su Kanalları buluşuna NOBEL ÖDÜLÜ verilme sebebi?

Dünya bilim otoritelerince Nobel ödülü verilen Aquaporin Su Kanalları buluşu ile geliştirilip patentlenmiş benzeri olmayan ileri bir teknolojidir.

İçilen sudan ve diğer gıdalardan her hücrenin maksimum BİYOYARARLANIM sağlaması hedeflenmiştir.

yen Moleküler  Maksimizer teknolojisi sadece Zermatt markası güvencesindedir.

“Siz de hayatı maksimumda yaşayın”

2003 yılı Nobel Ödüllü Peter Agre ve Roderick MacKinnon‘ un hücrelerdeki su kanalları ile ilgili devrimsel keşifleri ve takip eden bilimsel çalışmalarda esas anahtar işlevin su moleküler kümelenme büyüklüğü olduğu ortaya konulmuştur. Yani moleküler kümelenmesi büyük sular hücrelerimize giremez. Hücreler yeterli biyoyararlanım sağlayamaz ve susuz kalır. İnsanlar hücrelerine giremeyen su molekülleri sebebiyle farkında olmadan susuzluğa bağlı öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, erken yaşlanma, tansiyon, kalp damar rahatsızlıkları, hafıza/görme/duyma/sinir kaybı, organ yetmezlikleri benzeri yüzlerce kronik hastalıklar yaşıyor olabilir.

Çay, kahve, çorba gibi sıvı içecekler su yerine geçemez. Bu sıvı gıdalar hücrelerimizin Aquaporin su kanallarından geçebilecek saflıkta moleküler (H2O) yapıya sahip değildirler.

Denizin ortasında mahsur kalanlar deniz suyunu içseler bile neden susuzluktan ölüyor?

Çünkü deniz dip kayalarından çözünen inorganik mineral tuzlar sebebiyle deniz sularının moleküler kümelenme yapısı büyüktür, bilimsel olarak ta biliyoruz ki bu sular Aquaporin su kanallarından geçerek hücrelere giremez.

İçilen ilaçtan beklenen faydanın dahi içilen suyun moleküler büyüklüğüne bağlı olduğu artık bilimsel olarak bilinmektedir. Şöyle ki deniz suyu ile içilen ilacın faydası olmayacağının bilinmesi gibi.

Yenilen içilen gıdalardan maximum biyoyaralanımı için moleküler kümelenme yapısı küçük sular tercih etmeliyiz.

Sizin hücrelerinizin biyoyararlanımı yüzde kaç?

Tersine yaklaşımla içilen sular hep küçük moleküler yapıda ve hücrelerin biyoyararlanımı yüzde yüze yakın olsa hangi hastalıklar hiç olmazdı? İnsan hücreleri kaç yılda yaşlanmaya başlardı? İnsan ömrü kaç yıl olurdu?

Sudan maksimum hayat enerjisi çıkarmanın kanıtlanmış 3 bilimsel yolu

1. Su moleküllerinin kümelenmesini küçültmek,

Tüm canlılar hücrelerden oluşur. Bir insanda evrendeki tüm yıldızların sayısının yüz milyon katından daha fazla çeşili hücreler vardır. Örneğin kas hücreleri, böbrek hücreleri, sinir hücreleri gibi. Tüm bu hücrelerimizin canlı ve genç kalabilmesı öncelikle içilen su moleküllerinin hücrelere hızlıca girip çıkabilmesine özelliğine bağlıdır. Saf su molekülü olmayan çay, kahve, ayran, kola gibi içecekler moleküler bileşik yapıları su (H2O) olmadığından su yerine geçmez. Doktorlarda zaten günde iki litre su için derler, ayran yada gazoz için demezler.

2003 yılı Nobel Ödüllü Peter Agre veRoderick MacKinnon , hücrelerin su kanalları ile ilgili öncü keşifleri sayesinde hücrelerin nasıl işlediğiyle ilgili temel kimyasal bilgilere katkıda bulundular. Gözlerimizi fantastik bir moleküler makine ailesine açtılar: hepsi, hücrelerimizin çalışması için gerekli olan kanallar, kapılar ve vanalar. (https://www.nobelprize.org/prizes/chemistry/2003/popular-information/)

2.Suya ilk doğduğu andaki enerjisini yüklemek,

3.Suyun hafızasını tazelemek

Vücudumuzdaki 100 hücreden 99 u su molekülüdür.

O halde yediğimiz içtiğimiz tüm gıdalardan vücut hücrelerimizin 300 – 400 kata kadar daha fazla faydalanabileceği, biyoyararlanımın yüzlerce kata kadar artabileceği bilimsel gerçektir.

İçeceğimiz suyun moleküler kümelenme ve enerji yapısının ve daha sağlıklı olabileceği İçilen su sebebiyle tüm yediğimiz gıdalardan dahi dan en yüksek biyoyararlanımı sağlama prensibine dayalı moleküler prosese sahip cihazlar üretilmesidir.

Şişelenmiş durgun su doğada akan suya kıyasla enerjisini kaybetmiştir.

Şehir şebeke borularında doğal atmosfer basıncının üzerinde bir basınçla sıkıştırılarak doğadaki akış girdaplarını yapamadan düz borularda ilerleyerek evlerimize gelen su da enerjisini kaybetmiştir.

Klor ve su kimyasal bileşiklerdir. Şebeke suları klorlandığında artık farklı kimyasal bileşikler oluşturlar. Aynı şekilde sularımıza topraktan karışan inorganik cansız tuzlar ve minerallerde su ile farklı bileşikler oluşturular. Bu durumlar su orjinal h2O moleküler yapısını kaybeder, daha büyük kümelenmeye sahip olur.

Büyük kümelenmiş su moleküllerinin hücrelerimizdeki aquaporin su kanallarından yeterli hızda geçemediği bilimsel olarak açıklanmaktadır.

Yıllar süren ar-ge çalışmalarımız sonucu arıtma prosesleri yanında artık büyük su kümelenmesi durumundaki suların kümelenme yapılarının küçültülmesi ve binlerce nano girdaplar ile dengeli enerjik yapıya kavuşması.

Sonuçta sudan beklenilen biyoyararlanım en üst düzeyde maksimize edilmiştir.

 Zermätt AQUAPORIN Teknolojisi ile canlandırılmış su içmenin faydaları

İnsan duyguları sudur, insan karakterini vücuttaki su akışından alır.  Leonardo Da Vinci

Leonardo’yu en çok büyüleyen suyun doğal girdap enerjisi ile tüm canlılara enerji kaynağı olmasıydı.

Suyun içinde ne gördü?

Leonardo kendi kendini eğiten bir çocuktu. Okula gitmedi çünkü evlilik dışı doğdu ve sevdiği şeyler arasında Arno Nehri’ne giden akarsuların akışı vardı. Bunları inceledi ve çocukluğundan ölüm döşeğine kadar, hala spiral VORTEX (girdap) formlarını çiziyor ve arkasındaki matematiği anlamaya çalışıyordu.

Bu girdap spirallerini hem biliminde hem de sanatında kullandı. Hava akımlarının kuşların kavisli kanatlarının üzerinden geçerken küçük girdaplar yaratmalarını, balıklarının suda zıplamak için kullandıkları girdapları sevdi.

Şimdi uçaklar hakkında bildiğimiz ana kuralların kuşun havada kalmasına yardımcı olanlarla aynı oldukları anlaşıldı.

“Mona Lisa” da dahil olmak üzere usta’nın çalışmalarının çoğunda topraktan insanın kan damarlarına bağlanmış gibi sarmal yapılar ve nehirler görüyoruz.

Leonardo da Vinci evren hakkında bilinen her şeyle ve onlara nasıl bir uyum sağlayacağımızla ilgilenen bir karakterdi.
Not defterlerinde ağaçkakanın dilini tarif eden sorular görüyoruz. İnsanlar neden esniyor? Gökyüzü neden mavi? Girdaplardaki enerjinin kaynağı nedir? Gündelik olayları tutkuyla merak ediyor. Çoğumuz çocukluğumuzdaki merak yıllarımızdan çıkıp sorgulamayı çoktan bıraktık.

Einstein’ın matematiksel yeteneğini asla taklit edemeyeceğiz. Ama hepimiz daha çok araştırmayı, öğrenmeyi ve doğayı kopyalamayı deneyebiliriz. Bilim adamlarının DNA mızın sadece yüzde ikisini çözümleyebildiği günümüzde, içtiğimiz suların vücudumuza etkilerinin yüzde kaçını biliyoruz?

Yıllarca süren çalışmalarımız sonucunda aynı Leonardo’nun çizimlerindeki gibi suyu moleküler bazda yeniden doğal enerjisine kavuşturmayı başardık.  Şimdi evinizde sizde CANLI SU içebilirsiniz.

Suyunuzu moleküler bazda kalitelendiren Zermatt Vortex teknolojisi dünyada sadece Zermatt Arıtma modellerindedir.

WhatsApp ile Mesaj Yazın